Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

MÜSLÜMANLAR NEDEN BİRBİRİNİ YİYOR?

Hz. Peygamber Müslüman’ıelinden ve dilinden kimseye zarar gelmeyen kimse” olarak tarif eder. Bu bir anlamda, her Müslüman’ın bu çerçevede eğitilmesidemektir.

Peki, bu nasıl olacak?

Öncelikle, insanda bulunan “haset duygusu” iyi yöne kanalize edilmeli. Yoksa insanın başı beladan kurtulmaz.

Bu duygu kontrol altına alınmazsa, insan başkalarına verilen nimetlerin hepsinin kendisinin olmasını ister ve bu uğurda her türlü mücadeleyi göze alır. Eğer bunu başaramazsa, o nimetlerin yok olması için çalışır. Bu da kavga ve anarşi demektir.

Nerden bakılırsa bakılsın; bu bir hastalıktır.

Hem öyle bir hastalık ki… Hz. Peygamber, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi hasedin de iyilikleri yok ettiğini bildirir.1

Şu ikazı da çok önemlidir:

-Birbirinize kin beslemeyin! Birbirinize haset etmeyin! Ve birbirinize sırt çevirmeyin! Ey Allah’ın kulları kardeş olun!..2

Ya Müslümanlar ne yapıyor?

Kısaca birbirini yiyor!..

Onun için namazlar, oruçlar, umreler, haclar, kurbanlar, tespihler, zikirler, zekatlar, infaklar, vakıf kurmalar, selamlar ve kelamlar boşuna…

İnsanın bu dertten kurtulması için, malın da mülkün de Allah’ın olduğuna inanması ve bu yönde tavır geliştirmesi gerekir.3

Hasedin aynı zamanda bir Şeytan (İblis) hastalığı olduğu iyi bilinmelidir. Çünkü ilk defa o yakalanmıştır.

Bakınız, nasıl?

Allah Adem’i yarattığı zaman, yaptığı bu işe, bütün meleklerin saygı duymasını ister. Hepsi tereddütsüz boyun eğer. Ama cinlerden olan İblis, kendisinin ateşten, Adem’in ise topraktan yaratıldığını ileri sürerek bunu kendisine yakıştıramaz ve haset duygusunun kabarmasıyla emre karşı gelir. Bu haliyle ilk ırkçılığı da yapmış olur.

Sonra, bu kıskançlık hastalığının tesiriyle kardeşini öldüren Kabil’i görüyoruz.

Bilindiği gibi bu iki kardeş Allah’a yakın olmak için birerkurban (yaklaştırıcı) sunmuştu. Ne var ki Habil’in ki kabul edilmiş; Kabil’in ki ise reddedilmişti. Buna çok sinirlenenKabil, kardeşinin hiçbir nasihatini dinlemeden onu öldürmüştü. Halbuki burada suç tamamen kendisinindi. Çünkü kurbanını bilinçli (takvalı bir şekilde) takdim etmemişti.4

Bu da gösteriyor ki, insanlık tarihindeki bütün ihtilafların, saldırıların, soygunların, sömürgeleştirmelerin, istilaların, kin gütmelerin ve gaddarca öldürmelerin temel sebebi hasettir. Bu yüzden bütün ilişkiler korku, savunma, güvenmeme ve aşırı tedbir alma üzerine kuruludur.

Bu işin çözüm noktasında yine Müslümanların öncülük etmesi gerekiyor.

Bunun için de geçmişten ders alması ve yapılanları tekrar etmemesi şarttır.

Tabiî ki aklının başına gelmesi için dibe vurmayı beklemiyorsa!

1 İbn. Mace, Zühd, 22; Davud, Edeb, 44.

2 Müslim, Bir, 23.

3 Bak. Kur’an, Ali İmran, 3/26.

4 Kur’an, Maide, 5/27-29.

Yorum Yazınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir