Saray yapmaktı niyetim…
Hazırdı her şey.
Plân, proje…
Malzeme, mimar, usta, işçi…
Tam yapacakken,
Birileri gelip kondurdu..
Geceleyin…
Gecekondusunu..
Yıkamadım!..
Haklar, hukuklar…
Sökün ettiler dört koldan.
Göz yaşları,
Çığlıklar,
Bağrışmalar,
İtişmeler, kakışmalarla…
Çıktılar karşıma…
Dahası?..
Haydi, hizmetler iş başına…
Yol, su, elektrik, gaz, sağlık…
İşin en acısı?
Yürek sancısı…
Ben de oraya yerleştim!..
Mecburiyetten!..
Ödedim kiramı.
Hem de günü gelmeden..
Hep birlikte,
Çoluk çocuk,
İncik boncuk…
Oynayarak…
Geçirdik vakitleri…
Ve zamanla,
Uçup gitti!.
Kafalardan…
Saray fikri,
Ta uzaklara!..
Unutmak üzereyken…
Uçup geldi, geri…
Bir gece…
Konmak için kafamın ta içine!..
Tamam, işte..
Buldu yerini…
Meğerse ben,
Boşa çekmişim kederini!..
Şimdi anladım ki,
Hayat,
Bir konmaca oyunu imiş…
Heyhât!..
Güzel
Hocam şunu mu diyorsunuz?
Hakkınız ya da sahip olduğunuz (kişilik, fikir, ideoloji, mal vb.) herşeye kira ödeyerek yaşıyorsunuz.
Ne denir?
Hayat, bu kadar yalın ve şiirsel anlatılır.