Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

AYIYI VURMADAN

İnsanın yaşadığı bir hakikat (gerçeklik) vardır. Bu alanda duruma göre görür, işitir, koklar, dokunur, ölçer biçer, mukayeseler yapar.

Bir de zihinde tasavvur edilip şekillenen hayal âlemi vardır. Meselâ resim yapmak isteyen bir ressam düşünelim… Elbette yapacağı tamamen yeni bir şey değildir. Gördükleri, bildikleri ve tecrübeleri bunda etkilidir. Ama bunun yanında, bir de aklında şekillenen boyut vardır. Zaten yaptığına orijinallik ve sanat değeri katacak olan nokta da burasıdır.

Hayallere ulaşıldığı zaman “hakikat” olur. Birçok icat ve keşifler, bu yolla ortaya çıkmıştır.

Yalnız şu nokta çok mühimdir…

Hiçbir zaman, hakikat ile hayal birbirinden kopuk olmamalıdır. Şayet bu ilişki bozulursa hayalperestlik başlar. Bu da zamanla hayal kırıklığına yol açar. Arkasından da ümitsizlik baş gösterir.

Hz. Peygamber’in şu sözü bu açıdan çok anlamlıdır.

Diyor ki…

-Kim bildiğini hayata uygularsa, Allah ona bilmediklerini öğretir…

Şu bir gerçek ki, insan tecrübelerini bu yolla kazanır. Bunun sonucunda, yaptığı işin daha mükemmel olması noktasında, zihninde bir takım yeni çağrışımlar ve gelişmeler olur. Böylece, ilk anda göremediklerini zamanla görür. Böyle bir hayal, gerçekten insan hayatında ufuklar açar. Bilim adamlarının hayatlarında konuyla ilgili ilginç misâller vardır.

Ama bir de ham hayal vardır.

Nedir, bu?

Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek olan düşünce, beklenti ve ümitler…

Onun için, doğmamış çocuğa don biçmemek gerekir.

Şu hikâye, öyle sanıyoruz ki, konunun anlaşılmasına yardımcı olur…

İki arkadaş birlikte ayı avına çıkar… Ellerinde silahları, o orman bu in, şu kaya dibi diyerek ayı ararlar.

Birisi çok heyecanlıdır. Ayıyı şöyle kıstıracak, böyle vuracak… Hatta gönünden kayış bile yapacak!

Arkadaşı da onu uyarır. Büyük konuşma!

Derken, bir anda ayı karşılarına çıkar. Bir gürültü, bir homurtuyla bunlara saldırır. Kaçmak da para etmez. O kayış yapacak olanı alır altına…

Neyse, arkadaşının da yardımıyla güç bela kurtulur. Ama her tarafı kan revan içindedir.

Sonra, şaka yollu arkadaşına sorar…

Ayı ile boğuşurken sanki bir şeyler söylüyor gibiydi. Anladın mı,  sana ne diyordu?

Arkadaşı cevap verir:

-Ne diyecek? “Bir daha ayıyı vurmadan gönünü kayış yapma!” diyordu.

Onun için şu sözler herkese rehber olmalı:

-Eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan iyidir.

Denilmek isteniyor ki…

Geleceğin hayalleriyle fazla meşgul olma. Yoksa şu anda yapman gerekenleri ihmal edersin.

Yine şu sözler de kulaklara küpe olmalı…

-Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak!

-Aç tavuk kendini darı ambarında görür.

-Topal eşekle menzile varılmaz!

Bu sebepten olsa gere, atalarımız, binlerce yıllık tecrübelerini şöyle ifade etmişler:

Dibini görmediğin suya girme!

1 Comment

  1. Esma

    Hayal* konusunda yetersizdim . Taşlar yerine oturdu.
    Teşekkürler 😊

    Reply

Yorum Yazınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir