Bir keresinde yakın dostlarımızdan birisinin cenazesinde bulunuyorduk. Oldukça kalabalık sayılabilirdi. Hatta uzak illerden bile gelenler vardı.
Merhum halkın takdirini kazanmış birisiydi. Çünkü kendisini Kur’an’ın anlamını öğretmeye vakfetmişti. Gerek öğretmenliğinde ve gerekse emeklilik döneminde, dur durak bilmeden bu uğurda ömrünü bitirmişti. Ayrıca bu alanda, oldukça hacimli eserler de bırakmıştı.
Ne var ki her fâni gibi, onun da ebedî yurda gitme vakti gelmişti.
Namaza durulmadan önce, yakınlarından birisi ileri çıkıp bazı hatırlatmalarda bulundu.
Şöyle ki…
-Cenazenin tabutunun üstünün neden açık olduğunu merak etmiş olabilirsiniz. Bir kere Hz. Peygamber’in sünneti (yolu, yöntemi) böyle… İbret alınmışı için.
Evet, ölüm bu… En büyük gerçek, ibret ve ders!.. Yine kabrin üstüne defin işlemi bittikten hemen sonra su dökülebilir. Ama daha sonra bir daha böyle bir uygulama yok…
Ekonomik anlamda ölen kişinin birisine borcu varsa, alacaklılar isteyebilir. Yine sünnet böyle…
Arkasından defin esnasında yapılacakları da anlattı. Buna göre öyle uzun uzun merasimler yoktu.
Bu arada, kesinlikle resim çekilmemesini ve kameraya alınmaması konusunda ölünün vasiyetinin olduğunu defalarca söyledi… Hatta bir ara birazcık kızdı… Buna rağmen, birçok kişi, istenmemesine rağmen, büyük bir bilgisizlik, aymazlık ve görgüsüzlükle resim çekmeye ve filme almaya devam etti.
Helallik alındıktan sonra namaz kılında. Ve cenaze, musalladan mezarlığa doğru omuzlarda hareket etti.
Yalnız halk tabutun altına girmeye öyle bir hücum etti ki… Nerdeyse insanlar birbirlerini ezecekti. Bütün mesele, elini tabuta değdirmek… Yani bundan, büyük sevap kazanacak. Bir de etraftan görülecek… Tamam da, ya verdiği zarar ve eziyet… Hatta ölümle neticelenecek facia…
Öyle anlaşılıyor ki bazı kişiler, egoistliğini her alanda bir şekilde sürdürüyor. Hatta bazıları, cennete başkalarının olmasını istemeyecek kadar haset fesat içinde.
Keşke bunlar, bir cenaze töreninde gösterilmese…
Bir de şu var…
Şu kendisini müslüman zanneden kimi kimselerde, mezarlık tercihi hastalığı da var… Falanların falanların yattığı mezarlık adeta kutsallaştırılmış durumda… Hele mezar taşlarının durumu… Şekilleri, üstündeki yazılar vs. vs… Ve orada din adı altında yapılan din dışı uygulamalar.
Hâlbuki Hz. Peygamber mezarlık konusunda şu uygulamayı yapıyor:
İlk girdiğinde, “Ey mü’minler topluluğu! Size selam olsun. İnşallah biz de bir gün size kavuşacağız!”
Bu konuda şöyle bir de hatırlatması da var:
–Bir zamanlar size (ölülere tapma tehlikesinden dolayı) mezarlık ziyaretini yasaklamıştım. Şimdi ise (artık bilgilendiğiniz için), ziyaret edebilirsiniz. Çünkü bu ziyaret size ahreti hatırlatır…
Demek ki mezarlıklar ahreti hatırlatmak için.
Onun için de buraların mimari yapısı ve çevre düzenlemesi bu hatırlatma işini yapacak özellikte olmalı.
Bunun için ilgililere çok iş düşmektedir.
Bilmem, duyarlar mı?