Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

HAV HAV!..

Bir sabah erkenden, yürüyüş yapmak üzere, havası daha temiz diye, bahçeli evlerin arasındaki sokaklara dalmıştım.

Çoğu taş ya da betonla çevrilmişti. Ara sıra tel örgüler de göze çarpıyordu. Bu arada duvarları yıkılmış, ağaçları kurumuş, hatta terk edilmiş olanlar da dikkat çekiyordu. Kimisinde de sırf bahçıvanlar ve bakıcılar duruyormuş. Sahipleri ayda yılda bir uğrarmış. Bu arada,”satılık” levhaları asılmış yerler de vardı.

Ayrıca, her tarafta “kamera” ikazları bulunuyordu. İster istemez insan ürperiyordu. Acaba, “dinleme cihazları da olabilir mi” diye şüphe duyuyorsunuz.

Öyle ya, bir toplumda normal ilişkilerde bile menfaat ağır basarsa, aldatılma korkusu yaşanırsa, insanların birbirine güvenleri azalacaktır. İşte böyle ortamlarda kimin ne tip tedbire başvuracağını tahmin etmek zor.

Sebebi belli…

İnsan mutlaka gözetlenmeye muhtaç bir varlık. Özünde bu var. Mutlaka gözetlenecek! Eğer bizi içimizden gözetleyen vicdanımız bozulursa, bunun yerine, ister istemez, dışarıdan başka birileri gözetlemeye başlayacaktır. Yani tabiat boşluk kabul etmiyor. Bunun için kişi, ne taraftan gözetleneceğine karar verip ona göre bir yaşama mantığı geliştirmelidir. Tabiî ki “fayda ve zarar hesabı” yaparak. 

Ha, bir de çoğu zincirle bağlanmış köpekler var. Bunlara acımamak elde değil. Gelene de hırlıyorlar, gidene de… Nerdeyse, “hav hav!” sesleriyle bütün mahalleyi inletiyorlar. Her halde, hırsız ve uğursuz biri girmesin diye.

İnsanın aklına gelmiyor, değil…

Ya birileri önlerine, sahibinin verdiğinden daha yağlı bir kemik atarsa?

O zaman neler olacağını, her halde tahmin edersiniz…

Yorum Yazınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir