İnsan ne yapacağını ve niçin yaptığını iyi bilmeli.
Bunun için hayatı iyi okuması şart.
Yoksa altında ezilir.
İşte şu hikâye bunu anlatır:
Bir baba oğluna, yeni yaptırdığı baltayı uzatır.
“Bilet” der.
Sonra bir açıklama yapar:
“İz kalmasa iyi olur… Ama kalsa da fark etmez.”
Deli kanlı cümlenin ikinci kısmını pek önemsemez.
Çünkü koluna pek güvenir.
Ustanın yanına vardığında cümle değişmiştir:
“En küçük çekiç izi kalmayacak!”
Sorumluluk ağırdır.
Sonra, bileme taşının başına geçerler.
Sapını çevirme işini delikanlı yapacaktır.
Çark döner…
Usta başlar bilemeye…
Arada yine hatırlatılır…
Çekiç izi kalmayacak!
Bu sefer usta, biraz daha fazla bastırır.
Bir müddet sonra, delikanlının kolu yavaşlar.
Nefesi daralır.
Yorulmuştur.
-Haydi, oğlum az kaldı. İzler tam gitmedi.
Delikanlı bu sefer dayanamaz…
Gözleri dolar.
Çevirmeyi bırakır.
Ağzından mırıldanmaya başlar…
“Babam!..” der.
Usta sorar:
-Ne oldu, babana?
Cevap yavaştır.
Babam, “Biraz da iz kalabilir”, demişti.”
İşte o an mesele anlaşılır.
