Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

AMAÇ VE ARAÇ

Eğitimin en temel konularından birisi amaç-araç ilişkisidir.

Amaç (hedef, gaye), ulaşılmak istenen nihaî sonuç, değer veya iyiliktir. Bir anlamda, “Niçin bunu yapıyorum?” sorusunun cevabıdır.

Araç (vasıta) ise, amaca ulaşmak için kullanılan metot, eylem, nesne veya süreçtir. Bu da “Nasıl ulaşıyorum?” sorusuna cevap aramaktır.

Araç amaca bağımlıdır. Anlamını ondan alır ve ona hizmet eder.

Kendi başına anlamlı değildir.

Amaç ise, araçları hem sınırlandırır hem meşrulaştırır.

Tarih boyunca mesele çok tartışılmıştır…

Konu ile ilgili bazı temel sorular vardır.[1]

Amaca götüren her yol meşru mudur?

Her toplumda, bunu “meşru” görme meyli vardır. İlk etapta “Şeytani akıl” bu yönde fısıldar. Özellikle totaliter rejimlerde bu çok başvurulan bir yoldur.

Ne var ki bu mesele, çoğunlukla Machiavelli (1469-1527) [2] ile anılır olmuştur.[3]

Bir de araçlar amaç haline gelirse?

Bürokratik sistemlerde çoğu zaman prosedür,[4] araç olmaktan çıkar, amaç hâline gelir.

Ve asıl iş unutulur.

Bunu aşağıdaki hikâye güzel anlatır:

Eski zamanların birinde, bir şehir helâsında (tuvaletinde) bir vatandaş “ibrikçi başılığı” yapmaktadır.

Görevi, her daim mekânı temizleyip ibrikleri su ile dolu tutmaktır.

Günlerden bir gün, iyice sıkışmış bir adam, ibriklerden birini tam alacakken, ibrikçi başı karşısına dikilir…

-Bunu değil, şunu al…

Adam, “Ne fark eder?” diye sorar.

Bu sefer ibrikçi başı iyice küstahlaşır.

Gözlerinde görev değil, sanki otorite vardır.

Yüzü mosmor olur.

Burnundan solumaktadır.

Gözlerinden adeta ateş çıkmaktadır.

Sonra, sert bir şekilde bağırır:

-Biz burada neciyiz?

O an, tuvaletin duvarları genişledi sanki.
Bir kurum oldu.
Bir sistem oldu.
Bir dünya oldu.

Adam cevap veremedi.

Çünkü soru, ibrikle ilgili değildi.
Soru, anlamla ilgiliydi.

Ve o anlam… çoktan yer değiştirmişti.

Ve adam… daha fazla tutamaz!..

Çünkü bazı sistemlerde,
doğru ibrik, yanlış zamandan daha önemlidir.

Ve bazı insanlar için,
görev, amacın mezarıdır.


[1] Aslında sorular çoktur. İşte bazıları: Araç değişirse amaç da değişir mi? Aynı amaca farklı yollardan ulaşılır mı? Normal zamanda “kötü” görülen bir araç, zaruret zamanında meşru sayılır mı? Niyet (amaç) amel ilişkisinin boyutları nedir? İşin pek çok hukuki ve ahlaki boyutları vardır.

[2] Machiavelli: İtalyan rönesansı döneminde yaşamış Floransa’lı diplomat, yazar, tarihçi ve filozof. “Prens” isimli kitabı dolayısıyla, modern siyasi felsefenin ve siyaset biliminin babası olarak kabul edilir. Doğrudan söylemese de temel fikri şudur: Amaca götüren her türlü yol meşrudur. İktidarın korunması, erdemden (ahlâktan) daha önemlidir.

[3] Hz. Ali ile Muaviye arasında 657 yılanda çıkan Sıffin Savaşı‘ında da, Muaviye ordusu yenilmek üzereydi. Hemen aklına, Kur’an sayfalarını kendi askerlerinin mızraklarının ucuna taktırmak geldi. Hz. Ali tarafında bazı hafız askerlerin de baskısıyla savaş durdu. Böylece Kur’an, Şam valisi Muaviye’nin iktidara gelme amacına hizmet etmesi için araçsallaştırıldı.  Ondan sonra bu yol oldu. Günümüze kadar da dinin araçsallaştırılması, batıl gayelere hizmet için hep devam etti.

[4] Prosedür: Bir işin yapılması için izlenecek yol, usûl, metot.

Yorum Yazınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir