Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

VARMAMAK İÇİN YOLA ÇIKMAK

İnsan, hakikatin peşinde olduğunu söylemeyi çok sever.

Bu ona, hem bir anlam, hem de “saygınlık” kazandırır.

Oysa hakikati aramakla, onunla karşılaşmayı göze almak aynı şey değildir. Hatta bunlar, birbirine zıt iki eğilimdir.

Çünkü hakikat…

İnsanın kendisi hakkında kurguladığı hikâyeyi bozar. Onu olduğu yerden söküp savunmasız bırakır.

Bu yüzden insan, çoğu zaman, hakikati değil, onun etrafında dolaşmayı ve arama zevkini tercih eder.  

Bunu eski kültürlerden miras kalan şu masal güzel anlatır:

Bir avcı…

Şan ve şöhret uğruna aslan avlamaya karar verir.

Bu öyle sıradan bir hedef değildir. Çünkü aslanı avlayan kişi, sadece güç sembolü bir hayvanı değil, kendi korkusunu da avlamış olacaktır.

Avcı, bütün hazırlıklarını yapıp ormanın yolunu tutar. Karşılaştığı herkese şu soruyu sorar:

-Hiç aslan izi gördünüz mü?

Cevaplar aynıdır:

Hayır!..

Bir süre sonra, bir oduncuya rastlar. Ona da aynı soruyu yöneltir:

-Aslan izi?

Oduncu sakin bir şekilde cevap verir:

-Bırak izini… Gel, ben sana aslanın kendisini göstereyim!

İşte o an…

Dünya avcının üstüne yıkılır. Bütün cesareti çöker.

Dili tutulur.

Yüzü solar.

Eli ayağı titrer.

Geriye çekilir…

Ve dudaklarından şu sözler dökülür:

-Bre adam! Ben sadece izini sormuştum!

İnsan da böyledir:

Hayatında, sözde yiğitliğin bin türlüsünü görürsünüz.

Gerçeğin izini sürüyormuş gibi yapar. Onun hakkında düşünür, konuşur, savunur, tartışır, analizler yapar. Fakat iş kendisine geldi mi, çölde aslan görmüş kişiye döner.

Çünkü iz, güvenli ve mesafelidir. Üstelik yorumlanabilir ve eğilip bükülebilir. Ama hakikatin kendisi…

O cesaret ister. Yoruma da fazla izin vermez.

Onun için, “gerçeği arıyorum” demek, pek güvenilir olmasa da, bir tür “saygınlık” oluşturmasını oluşturur.

 Sonra “hakikat”, insanın kendisi hakkında kurduğu hikâyeyi ters yüz eder. Bu insan için ciddi bir sarsıntıdır.

Bu yüzden insan, hakikati değil, daha çok, hakikatle arasındaki mesafeyi sever. Bu platonik bir aşka benzer.

İroni şudur:

Hakikati en çok savunanlar, çoğu zaman, onunla karşılaşmaktan en çok korkanlardır.

Ve trajedi:

İnsan ömrü boyunca, gittikçe çoğalan ve uzayan izlerin peşinde yürür. Bu esnada kavramlar, inançlar, bilimler, sistemler ve düşünceler üretir.

Ama aslan…

Çoğu zaman hiç görülmez.

Belki de bu yüzden…

Hakikat uzaktan sevilir.

Yakından ise…

Herkes onu kaldıramaz.

Bu yüzden sessizce reddedilir.

Az da olsa hakikatle yüzleşenler hiç mi yok?

Elbette var…

İşte onlar, insanlığı gerçek rehberleridir

Yorum Yazınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir